<rdf:RDF xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#" xmlns:rdfs="http://www.w3.org/2000/01/rdf-schema#" xmlns:owl="http://www.w3.org/2002/07/owl#" xmlns:skos="https://gams.uni-graz.at/skos/scheme/o:oth/#" xmlns:t="http://www.tei-c.org/ns/1.0" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:dcterms="http://purl.org/dc/terms/" xmlns:gams="https://gams.uni-graz.at/o:gams-ontology#" xmlns:qhod="https://gams.uni-graz.at/o:qhod.ontology#"><qhod:Source rdf:about="https://gams.uni-graz.at/o:vipa.misc.osm.17200413"><gams:isMemberOfCollection rdf:resource="https://gams.uni-graz.at/context:vipa" /><qhod:subProject xml:lang="de">Die Großbotschaften Damian Hugo von Virmonts und Ibrahim Paschas (1719/20)</qhod:subProject><qhod:title xml:lang="de">Die Rede, die der osmanische Großbotschafter (Silahdar) İbrahim Pascha bei der Abschiedsaudienz bei Karl VI. hielt, 13. April 1720</qhod:title><qhod:title xml:lang="en">The speech that was delivered by the Ottoman grand ambassador (Silahdar) İbrahim Pasha at the Farewell Audience with Emperor Charles VI, April 13, 1720</qhod:title><qhod:title xml:lang="tr">Osmanlı büyükelçisi (Silahdar) İbrahim Paşa’nın, İmparator 6. Karl’ın huzurundaki veda konuşması, 13 Nisan 1720</qhod:title><qhod:creator>(Silahdar) İbrahim Efendi</qhod:creator><qhod:language>ota</qhod:language><qhod:date>1720-04-13</qhod:date><qhod:type xml:lang="de">Miscellanea</qhod:type><qhod:type xml:lang="en">miscellanea</qhod:type></qhod:Source><qhod:Text rdf:about="https://gams.uni-graz.at/o:vipa.misc.osm.17200413#ab.1"><gams:text>Hüve</gams:text><qhod:isPartOf rdf:resource="https://gams.uni-graz.at/o:vipa.misc.osm.17200413" /></qhod:Text><qhod:Text rdf:about="https://gams.uni-graz.at/o:vipa.misc.osm.17200413#ab.2"><gams:text>Şevketlü ḥürmetlü ʿaẓametlü Romā imparāṭorı pīşgāh-ı salṭanat-ı dest-gāhlarına biz ki şevketlü ʿaẓametlü Mekke ve Medīne ve Ḳudüs-i şerīf ḫādimi pādişāh-ı rūy-ı zemīn ḥażretleri ṭaraf-ı eşrefinden ʿālī-baḫtlu büyükilçiyim ki devleteyn beyninde Pūjerefçede ʿaḳd ve ḳarār-dāde olan ṣulḥ ve ṣalāḥ-ı ḫayr-encām iḫtitām idüb mābeyn-i devleteyn-i ʿaliyyeteynde muṣāfāt ve dostluġı daḫı ke-mā yenbaġī teʾyīd ve muḥkem ve ḳavī ve müstaḥkem eylemek ḫidmetiyle devlet-i imparāṭoriyye cānibine baʿs ve irsāl ve ḫidmet-i mezbūreyi edā ve ikmāl ile şeref-yāb-ı mübāhāt olmışdur. Ṭarafeynüñ emn ve rāḥatı ve bi-ʿavnihī teʿālā muʿaḳḳed ve müʾekked olan ve dād ve muṣālaḥatı edille-i ẓāhire ile maʿlūm ve meczūmımuz olub memnūn ve maḥẓūẓ olmışuzdur. İn-şāa’llāhu teʿālā ẕikr olunan ṣulḥ ve ṣalāḥ ve muṣāfāt mūris̱u’l-necāḥ mürāʿāt-ı şürūṭ ve ḳuyūd ile merhūn-ı devām ve ḫulūd olmasından ġāʾile-i iştibāhı merfūʿdur. Ve muʿtād-ı ḳadīm üzere ṭarafeyn-i devleteynüñ ulu pādişāhları baʿs̱ ve irsāl eyledükleri büyükilçileri itmām-ı ḫidmet ile kendi āsitānelerine ʿavdet ve ircāʿ itdürilmek iẕn-i ʿālīlerine mevḳūf olmaġla biz daḫı ruḫṣat-ı pādişāhāneleriyle ʿatebe-i ʿaliyye-i ḫüsrevānīye rūmāl-ı müsāraʿate müsāʿade ve işāretleri iltimās olunur. Ve lāzime-i devlet-i imparāṭoriyye olan ikrām-ı mihmāndārī ve riʿāyet-i salṭanat-şiʿārīlerinden her vech ile memnūn ve mesrūr olub müstaġraḳ-ı niʿmet-i celīle olmışdur. Eġer ṭarafımuzdan ḫilāf-ı rıżā müsāhele ve taḳsīr ṣudūrı bi-ḥasebü’l-beşeriyye vāḳiʿ olmış ise iġmāż-ı mülūkāneleri ile tetmīm ve mestṭūr olunmaḳ recā ve istidʿā olunur. Ve ḥüsn-i muʿayyenimüz ile mā-beynde olan dostluḳlarıñ temşiyyet ve istiḥkāmına in-şāa’llāhu teʿālā beẕl-i maḳdūr ve saʿy-ı mevfūr olunmaḳ ẕimmet-i ẕimmet-i himmetümüze va-beste-i iltizāmdur. El-faḳīr el-ḥaḳīr İbrāhīm</gams:text><qhod:normalizedText>Şevketlü hürmetlü azametlü Roma imparatorı pişgah-ı saltanat-ı dest-gahlarına biz ki şevketlü azametlü Mekke ve Medine ve Kudüs-i şerif hadimi padişah-ı ruy-ı zemin hazretleri taraf-ı eşrefinden ali-bahtlu büyükilçiyim ki devleteyn beyninde Pujerefçede akd ve karar-dade olan sulh ve salah-ı hayr-encam ihtitam idüb mabeyn-i devleteyn-i aliyyeteynde musafat ve dostluġı dahı ke-ma yenbaġi te yid ve muhkem ve kavi ve müstahkem eylemek hidmetiyle devlet-i imparatoriyye canibine ba s ve irsal ve hidmet-i mezbureyi eda ve ikmal ile şeref-yab-ı mübahat olmışdur. Tarafeynüñ emn ve rahatı ve bi- avnihi te ala mu akked ve mü ekked olan ve dad ve musalahatı edille-i zahire ile ma lum ve meczumımuz olub memnun ve mahzuz olmışuzdur. İn-şaa’llahu te ala zikr olunan sulh ve salah ve musafat muris̱u’l-necah müra at-ı şürut ve kuyud ile merhun-ı devam ve hulud olmasından ġa ile-i iştibahı merfu dur. Ve mu tad-ı kadim üzere tarafeyn-i devleteynüñ ulu padişahları ba s̱ ve irsal eyledükleri büyükilçileri itmam-ı hidmet ile kendi asitanelerine avdet ve irca itdürilmek izn-i alilerine mevkuf olmaġla biz dahı ruhsat-ı padişahaneleriyle atebe-i aliyye-i hüsrevaniye rumal-ı müsara ate müsa ade ve işaretleri iltimas olunur. Ve lazime-i devlet-i imparatoriyye olan ikram-ı mihmandari ve ri ayet-i saltanat-şi arilerinden her vech ile memnun ve mesrur olub müstaġrak-ı ni met-i celile olmışdur. Eġer tarafımuzdan hilaf-ı rıza müsahele ve taksir sudurı bi-hasebü’l-beşeriyye vaki olmış ise iġmaz-ı mülukaneleri ile tetmim ve mesttur olunmak reca ve istid a olunur. Ve hüsn-i mu ayyenimüz ile ma-beynde olan dostluklarıñ temşiyyet ve istihkamına in-şaa’llahu te ala bezl-i makdur ve sa y-ı mevfur olunmak zimmet-i zimmet-i himmetümüze va-beste-i iltizamdur. El-fakir el-hakir İbrahim</qhod:normalizedText><qhod:isPartOf rdf:resource="https://gams.uni-graz.at/o:vipa.misc.osm.17200413" /></qhod:Text></rdf:RDF>